
Öğrencilik yıllarında öğrenim, iş, sosyal hayat ve kişisel zamanı aynı anda sürdürmek gerçek bir “süper kahramanlık”. Ama bu denge korunabilir!
Sorunun belirtileri: zaman yetersizliği — “24 saat yetmiyor!” hissi, ders ile iş arasında sürekli koşuşturma; yorgunluk ve stres — uykusuz geceler, enerji tükenmesi; FOMO (kaçırma korkusu) — “arkadaşlarımla vakit geçiremiyorum”, “derslerde geri kalıyorum” gibi kaygılar.
“Akıllı” planlama: Ali, ders ve iş programını Google Calendar'da işaretliyor, her görev için bir süre sınırı koyuyor (örneğin, “2 saat — dönem ödevi”). Önemli ve acil işleri önce yapın, “önemli olmayan” görevleri erteleyin veya reddedin.
Sınırlar koyun: Zühra iş yerinde “ders saatinde telefona bakmıyorum” kuralını koydu ve haftada 3 gün çalışmayı kararlaştırdı. İşvereninizle veya öğretmeninizle açıkça konuşun, öğrenci olduğunuzu hatırlatın.
Kendinize zaman ayırın: Farida her gün 20 dakika yoga yapıyor — bu, stresini azaltmasına yardımcı oluyor. Günde en az 30 dakikanızı kendinize ayırın (kitap okuma, müzik, spor).
“Yeterince iyi” ilkesi: Sardor tüm görevleri mükemmel yapamayacağını anladı ve önemli derslere daha çok, diğerlerine daha az zaman ayırmayı öğrendi. Her şeyde %100 mükemmellik talep etmeyin — “yeterince iyi” de bir çözümdür.
Hayattan çıkarılan ders: öğrenim ile işi dengelemek bir beceri ve strateji meselesidir. Siz robot değil, insansınız! Zaman zaman dinlenerek, “hayır” demeyi öğrenerek ve planlama yaparak her şeye zaman bulabilirsiniz.
Örnek: Aziza birinci sınıfta çalışmaya başladığında uykusuzluk ve stres nedeniyle derslerdeki dikkati azalmıştı. Günlük uykusunu 6 saatten 8 saate çıkardı, dersleri “Pomodoro tekniği” (25 dakika çalışma + 5 dakika dinlenme) ile çalışmaya başladı. 2 hafta sonra hem işinde hem de derslerinde ilerleme kaydetti.
Hatırlatma: denge, her gün yenilenen bir süreçtir. Kendinize karşı nazik olun!
Sardor Otayorov, Mirzo Uluğbek adına Semerkant Devlet Teknik Üniversitesi psikoloğu.